lokmanbas tarafından 10 Temmuz 2026 - 13:15 tarihinde gönderildi
Forumlar:
Öz Türkçe'den Kelimeler - Sözler
Kaşgarlı Mahmud ve Orhun Yazıtlarından derlemeler...
📝 Kaşgarlı Mahmud'tan Derleme
- A
- Abacı: Canavar (çocukları korkutmak için)
- Acırgan: İnsanı acıktıran şey
- Ağartgı: Biraya benzer içki, bira anlamında kullanılabilir.
- Ağı: Hazine Ağıcı: Hazinedar
- Ağu: Zehir
- Ajlan: Bukalemun
- Acun: Evren
- Alavan: Timsah
- Alpagut: Saldırgan yiğit
- Amaçlık: Poligon
- Anık: Hazır
- Argı: İki dağ arası
- Arsal: Kızıla çalan sakal veya saç, kızılımsı
- Ataç: Bol keseden atan
- B
- Basan: Mevlütte verilen yemek
- Basut: Yardım
- Barçın: Kumaş
- Batman: Kilo
- Beçin: Maymun
- Begni: Bira
- Beyeç: Otoriter, artislik taslayanlara da denir aynı zamanda
- Belemek: Beşiğe sağlamca yatırmak
- Bıçal: Sünnet edilmiş
- Biti: Kutsal kitap
- Boğsuk: Kelepçe, Pranga
- Boğuk: Guatr
- Bödümek: Dans etmek
- Bögen: İktidarsız
- Böke: Büyük yılan, ejderha
- Bulgaş: İtaatsizlik, başıbozukluk
- Bük: Fundalık
- Bürük: Heybenin ilmeği yada donun uçkuru gibi şeylerin ucuna sarılan sicim.
- Ç
- Çagır: Meyve Suyu (Juice)
- Çamuk: İftira atan insan
- Çanaç: Kadınsı, efemine erkek
- Çakır: Mavi
- Çerlik: Gözü bozuk kimse
- Çık: Metre
- Çivit: Renk
- Çivgin: Doyurucu ve besleyici
- Çığan: Teyze oğlu (kuzen)
- Çomuşluk: Tuvalet
- Çöküt: Kısa
- Çurnu: Müshil
- E
- Ekek: ******
- Em: İlaç
- Emlemek: Tedavi etmek, iyileştirmek
- Eniç: Katarakt
- Erinmek: Üşenmek
- Esrük: Sarhoş
- Eşiç: Tencere
- Evzemek: İftira atma
- G
- Girgeş: Ev arkadaşı
- Göçürme: Taşınabilir, Portatif
- Gökşin: Mavi
- Görk: Güzellik
- Gözgü: Ayna
- Güzemek: Sonbaharı geçirmek
- I
- Iyınçı: Uzun süre toplu bırakıldıktan sonra salınan saç
- İ
- İgemek: İsyan etmek
- İlenç: Beddua
- İnanç: Güvenilir
- İrince: Günah
- İştonlanmak: Don giymek
- K
- Kedrim: Derisi sıyrılmış
- Keler: Kertenkele
- Kemlenmek: Hastalanmak
- Keneşmek: Fikir alışverişi, istişare
- Keriş: Kavgada direnç gösterme
- Kesbe: Tazminat
- Kibe: Birkaç gün
- Kömeç: Lavaş (Yassı Ekmek)
- Kösrek: Misafiri sevmeyen
- Kötlemek: Ters ilişkiye girmek
- Küg: Şiirde ölçü
- M
- Mançı: Zanaatkarın zanaatının ücreti
- Bengü: Sonsuz
- Murç: Karabiber
- Mungan: Boşboğaz, Geveze
- Muyan: Sevap
- O
- Obuz: Engebeli arazi
- Olut: Orta yaşlı, olgunluk evresini yaşayan insan
- Ormak: Ot biçmek
- Orulanmak: Aşırı övünüp böbürlenmek
- Osayık: İhmalkar
- Oksunmak: Pişmanlık duymak
- Oksun: Pişman
- Ozuk: Yarışta önde giden
- Ö
- Öçeşmek: İddaaya girmek
- Ökünmek: Pişman olmak
- Olsamak: Olmasını istemek
- Ölütçü: Katil
- Örgüç: Saçayağı
- Ört: Alev
- K
- Kalgulamak: Suyun üstünde yüzmek
- Kamu: Tümü
- Kangı: Neşter
- Kancık: Dişi
- Kanda (Günümüzde Ege şivesinde Hana olarak kullanılmaktadır): Nerede
- Kapaklık: Bakire
- Kapış: Yağma
- Kak: Kurutulmuş erik vb. meyveler
- Kara Orun: Mezar
- Karayağ: Petrol
- Kart: Yaşlı
- Karıtmak: Yaşlandırmak, ömründen çalmak
- Katcak: Nehrin kollarının birleştiği yer
- Kavık: Sidik torbası
- Kav: Tutuşturucu madde
- Kı veya Gı: Seslenme bildiren bir ilgeç Örnek: Beri gelin gı. (Günümüzde Ege şivesinde halen kullanılmaktadır.)
- Kılınç: Kişinin yaradılıştan gelen bir özelliğini anlatmak için kullanılır. (Sözcüğün kökü kılmak, Allah tarafından kılınmış olan şey anlamında)
- Kırpas: Saçının bir kısmı dökülüp, tepesi açılmış kimse
- Kıv: Talih, şans
- Kızgırmak: Bir adam bir ibret verici bir ceza verip onun bu işten ders almasını sağlamak
- Kızgıt: Herkesin gözü önünde gerçekleştirilen ibret verici bir ceza
- Köp: Keyif
- Kopurgan: Madenci
- Koşuk: Şiir
- Kumuk: At gübresi
- Kunçuy: Prenses
- Kur: Düzey
- Kurç: Sağlam
- Kuruksak: Mide
- Kutalmak: Bahtı dönmek
- Kuyaş: Çok sıcak hava, çok parlak güneş ışığı
- S
- Sağ: Akıl, anlak (Sağduyu sözcüğü buradan geliyor olabilir)
- Sağdıç: Sağdıç, dost
- Sakrak: Kadeh
- Sakızak: Giysiye bulaşan herhangi bir yapışkan madde
- Sakızaklı: Üzerine yapışkan madde bulaşmış
- Sarsal: Gelincik
- Sasımak: Buruk bir koku yaymak
- Sav: Her türlü hikaye, kıssa, söz, hatta hadis
- Serker: Haydut, eşkiya
- Sıyık: Dişlerin arasındaki boşluk
- Sırça: Cam
- Sızlak: Dişi sızlatacak kadar soğuk veya sıcak
- Siğmek: İşemek
- Somlum: Hiç Türkçe bilmeyen. Somlamak: Türkçe olmayan bir dil konuşmak
- Söke: Dizlerinin üstünde oturma biçimi
- Sökel: Hasta
- Sökmen: Savaşçı
- Sörçek: Akşam toplantısı, söyleşisi
- Subı\Söbü: Uzun ve sivri olan herhangi bir şey. (Örnek: Yuvarlak görünmeyen kafaya söbü baş denir)
- Subran: Çok uzun, en uzun şeyler için kullanılır. Örneğin, minareler için ama günümüzde gökdelenler için kullanılabilir.
- Süçik: Şarap
- Sürtük: Lezbiyen
- T
- Tadu: Fıtrat
- Talkık: Sıradağların çakıştığı yer, işleri tıkayan bir sorun
- Damaklık: Bir kişinin yiyeceği kadar bir sofra
- Tamu: Cehennem
- Tap: Yeterli
- Tapça: Platform, üzerine basılan yükselti
- Taplamak: Kabul etmek, Razı olmak
- Tarımak: Tarlayı ekmek, işlemek
- Tatganmak: Bir yemeği çok lezzetli bulmak
- Tavılgı: Hünnap
- Taylan: Zarif ve güzel, çehresi temiz, giysileri şık kimse. Genellikle gençler için kullanılır
- Daz: Dazlak, kel
- Teyin: Zaman
- Değme: Tek başına kullanılmaz, herkes anlamındadır. Örneğin: Değme kişi herkes anlanıma gelir
- Telmirmek: Bir şeyi arıyormuş gibi sağa sola bakınmak
- Tenik: Hava
- Tenitmek: Bir şeyi göğe doğru atmak
- Tepizlik: Haset
- Tepsetmek: Birisini başkasını kıskanmaya kışkırtmak
- Terk: Acele Terklemek: Hızlandırmak
- Terkin: Acil, çabuk
- Tergi: Kurulu sofra
- Tılak: Bahane
- Tin: Ruh, nefis
- Tonga: Kahraman
- Tör: Evin başköşesi
- Tuyun: Muhtar
- Tumakı: Nezle
- Turulak: İkamet edilen yer
- Tutguç: Kahvaltı
- Tutmaç: Adamı tok tutan, sıkı yiyecek
- Tuyuk: Kilit gibi sımsıkı, cimri insan için de bu sözcük kullanılır.
- Tüylek: Hayvanlarının tüylerinin döküldüğü mevsimi anlatmak için kullanılır. Ör: Tüylek mevsimi
- Tümenbin: Milyon
- Tünek: Hapishane
- Tümrük: Tef
- Tüşlük: Teneffüs
- Tüzgürmek: Armağan vermek
- Tüzün: Yumuşak huylu (halîm)
- U
- Uçmağ: Cennet
- Uymak: Şakird, çırak
- Udukluk: Cehalet
- Ugan: Her şeye kadir anlamında, Allah için kullanılabilir örneğin
- Uğur ola: Yolculuk için kullanılır, gidene denir.
- Ulınç: Dolambaçlı, kıvrımlı
- Umay: Plasenta
- Ukuş: Akıl
- Ukuşmak: Anlamak
- Uruk: Tane, tohum
- Urunç: Rüşvet
- V
- Vurunmak: Dövünecek kadar pişman olmak
- Uşak: Küçük, Bebeklere de uşak denir (Türkçede belki ufak olarak kalmış olabilir)
- Utru: Karşı karşıya olma durumu
- Uvut: Haya, utanma
- Uygur: Kendi kendine yetebilen, kendini idare edebilen
- Ü
- Üjük: Hece
- Üleşmek: Paylaşmak
- Ülgü: Tedbir, önlem
- Ümük: Kafanın yumuşak yeri, bıngıldak
- Ünlemek: Çağırmak
- Üstermek: Karşı çıkmak
- Üşkürmek: Hatırlamak
- Ütmek: Yakmak (Bugün hala kelle ütmek sözü geçerlidir)
- Yaçanmak: Bir işte başarısız olup mahcup olmak
- Yağız: Koyu kahverengi, kızıl ile siyah arasındaki bir renk
- Yağmurçıl: Yağmur alan yer
- Yalalmak: Yapmadığı birşeyle suçlanmak
- Yalvaç: Peygamber
- Yalnık: İnsan
- Yapçın: Zamk, yapıştırıcı
- Yarmak: Para
- Yasağaç:Hamur tahtası
- Yaş: Taze
- Yavlak: Kötü
- Yahşı: İyi,güzel, hayırlı
- Yazı: Açık arazi, ova
- Yazık: Günah
- Yazıklı: Günahkar
- Yek: Şeytan
- Yelpik: Cin çarpması
- Yelvi: Büyü, sihir
- Yemiş: Meyve
- Yen: İnsan bedeni
- Yepgil: Mor
- Yerçi: Deneyimli rehber, gezilerde anlatım yapan kişi
- Yerdeş: Hemşeri
- Yezmek: Devriyeye çıkmak
- Yezek: Devriye
- Yezne: Enişte (Kız kardeşin kocası için sadece)
- Yılkı: Dört ayaklı çiftlik hayvanlarının hepsine birden yılkı denir
- Yıplamak: Kıl almak, epilasyon yapmak
- Yıpılgı: Epilasyon
- Irak: Uzak
- Yırçı: Mezar
- Yırçılık: Mezarlık
- Yiçi: Terzi (Yi: Dikmek anlamına gelir)
- Yitik: Kayıp
- Yoğ: Ölünün ardından verilen yemek
- Yonamak: Birini birine şikayet etmek, yaptığı bir kötülüğü anlatmak
- Yozamak: Bir hayvanın o sene doğurmadığını anlatmak için kullanılır.
- Yümek: Yıkamak
- Yugruş: Vezir
- Yula: Kandil (ışık saçan kandil anlamında)
- Yuluk: Fidye
- Yulun: Omurilik
- Yunçık: Zor durum
- Yükünç: Namaz
- Allah’a yükünmek: Namaz kılmak (yükünmek: eğilmek,secde etmek gibi bir anlama gelir, kıpçak ağzında deyimleşmiş ve namaz kılmak anlamını almıştır.)
- Yülgen: Berber, Kuaför (Tıraş eden kimse)
- Yülmek: Tıraş etmek
- Yürekli: Cesur
- 📝 EKLER
- -gil: Şu anki –gen eki örneğin, üçgenin öztürkçe karşılığı üçgildir.
- -(g)ak: Araç-gereç yapma eki örneğin, ormak sözcüğünden or(g)ak türemiştir.
- -kına: çok anlamında Örnek: Azkına: Çok az. Çokkına: Çok fazla
- -yürü(mek): Türkçemizdeki –yor eki
-
📝 Orhun Türkçesinden Derleme
Ekinti: Saniye
- Öküş: Çok
- Kunlamak: İntikam Almak Kun: İntikam
- Bediz: Resim
- Emgek: Bela
- Gölük: Araba (otomobil olarak kullanılabilir)
- Uruğsıratmak: İmha etmek
- Tayğun: Erkek evlat
- Aymak: Hüküm sürmek
- Yiş: Ağaçlı dağ
- Yalma: Kaftan
- Koryan: Kale gibi koruyucu bir yer, etrafın kapalı olduğu yer
- Bünmek Tekme atmak
- Anıtmak: Birşey yapmadan, bir işe yaramayacak biçimde boş boş bakmak
- Urumak: Birleşmek
- Korağ: Cenaze
- Yıs: Ağaçlıklı Dağ
- Ikıtmak: Barınacak yer vermek?
- Seyi: Her
- Siğit: Yas
- Adınç: Harika, mükemmel
- Adınçsamak: Çok etkilenmek, görkeminden şaşakalmak
- Kür: Hile Kürlü: Hileli iş Kürlük: Hilebaz
- Esi: Lady, zarif bayanlar için kullanılabilir
- Ödüş(Öyüş?): Zaman
- Başatmak: Komuta etmek
- İçgermak: Kale gibi bir yeri fethetmek
- Yabrımak: Bir kişinin kötü bir kişi olması, kişiliğinin kötüleşmesi
- Anğu: Ceza
- Taplamak: Kabul etmek
- Tapı: Anlaşma
- Yeme: Ve, Ayrıca, da gibi anlamları karşılar
- Balbal: Heykel
- Ötük: Rica
- Tuk: Bariyer, Tuğar sözcüğü de zamanla duvara dönüşmüştür (Tu eyleminden türemişlerdir.)
- Kulmak: Duymak (Aynısı Fincede kuule olarak duymak anlamına gelmektedir.)
- Korugan: Kale
- Bark: Bina
- Bulgamak: Başkaldırmak, isyan etmek
- Emgek: Bela, zarar
- Iramak: Uzağa gitmek, uzaklaşmak
- Bozgun: Fırtına
- Yelme: Öncü kıta
- Öküş: Çok
- Geçginmek: Affetmek
- Anıtmak: Tehdit etmek
- Ülük: Kader
- Yonşurmak: Bir toplulukta çıkan iç karışıklık sonucu o topluluğun kendi içinde ölümlü savaş çıkması
- Yol: Kez (Bugün hala kullanılır halk dilinde)
- Teğri: Bir yerin çevresinde,
- Tüket: Tamamı (Örnek: Savımın tüketi işitilsin: Sözümün tamamı duyulsun.)
- Kalısız: Tamamen (Geride kalan olmadan anlamında)
- Erdinmek: Aşmak, sınırı geçmek, sayıca aşırı olmak
- Haçan: Ne zaman (Günümüzde Karadeniz ağzında korunmuştur)
- Uyu: Bir olayı takip eden bir olay için kullanılan “ve” sözcüğünü karşılar. Örnek: Eğer ben kalkmasaydım uyu(ve) seni görmeseydim. Kökü uymak eylemidir.
- Ödükmek: Hatırlamak
- Kopun/Hepin:Hep birlikte
- Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
- 11 okunma



