Öz Türkçe'den Kelimeler - Sözler

-A A +A

Forumlar: 

Öz Türkçe'den Kelimeler - Sözler

Kaşgarlı Mahmud ve Orhun Yazıtlarından derlemeler...

📝 Kaşgarlı Mahmud'tan Derleme​
  • A
  • Abacı: Canavar (çocukları korkutmak için)
  • Acırgan: İnsanı acıktıran şey
  • Ağartgı: Biraya benzer içki, bira anlamında kullanılabilir.
  • Ağı: Hazine Ağıcı: Hazinedar
  • Ağu: Zehir
  • Ajlan: Bukalemun
  • Acun: Evren
  • Alavan: Timsah
  • Alpagut: Saldırgan yiğit
  • Amaçlık: Poligon
  • Anık: Hazır
  • Argı: İki dağ arası
  • Arsal: Kızıla çalan sakal veya saç, kızılımsı
  • Ataç: Bol keseden atan
  • B
  • Basan: Mevlütte verilen yemek
  • Basut: Yardım
  • Barçın: Kumaş
  • Batman: Kilo
  • Beçin: Maymun
  • Begni: Bira
  • Beyeç: Otoriter, artislik taslayanlara da denir aynı zamanda
  • Belemek: Beşiğe sağlamca yatırmak
  • Bıçal: Sünnet edilmiş
  • Biti: Kutsal kitap
  • Boğsuk: Kelepçe, Pranga
  • Boğuk: Guatr
  • Bödümek: Dans etmek
  • Bögen: İktidarsız
  • Böke: Büyük yılan, ejderha
  • Bulgaş: İtaatsizlik, başıbozukluk
  • Bük: Fundalık
  • Bürük: Heybenin ilmeği yada donun uçkuru gibi şeylerin ucuna sarılan sicim.
  • Ç
  • Çagır: Meyve Suyu (Juice)
  • Çamuk: İftira atan insan
  • Çanaç: Kadınsı, efemine erkek
  • Çakır: Mavi
  • Çerlik: Gözü bozuk kimse
  • Çık: Metre
  • Çivit: Renk
  • Çivgin: Doyurucu ve besleyici
  • Çığan: Teyze oğlu (kuzen)
  • Çomuşluk: Tuvalet
  • Çöküt: Kısa
  • Çurnu: Müshil
  • E
  • Ekek: ******
  • Em: İlaç
  • Emlemek: Tedavi etmek, iyileştirmek
  • Eniç: Katarakt
  • Erinmek: Üşenmek
  • Esrük: Sarhoş
  • Eşiç: Tencere
  • Evzemek: İftira atma
  • G
  • Girgeş: Ev arkadaşı
  • Göçürme: Taşınabilir, Portatif
  • Gökşin: Mavi
  • Görk: Güzellik
  • Gözgü: Ayna
  • Güzemek: Sonbaharı geçirmek
  • I
  • Iyınçı: Uzun süre toplu bırakıldıktan sonra salınan saç
  • İ
  • İgemek: İsyan etmek
  • İlenç: Beddua
  • İnanç: Güvenilir
  • İrince: Günah
  • İştonlanmak: Don giymek
  • K
  • Kedrim: Derisi sıyrılmış
  • Keler: Kertenkele
  • Kemlenmek: Hastalanmak
  • Keneşmek: Fikir alışverişi, istişare
  • Keriş: Kavgada direnç gösterme
  • Kesbe: Tazminat
  • Kibe: Birkaç gün
  • Kömeç: Lavaş (Yassı Ekmek)
  • Kösrek: Misafiri sevmeyen
  • Kötlemek: Ters ilişkiye girmek
  • Küg: Şiirde ölçü
  • M
  • Mançı: Zanaatkarın zanaatının ücreti
  • Bengü: Sonsuz
  • Murç: Karabiber
  • Mungan: Boşboğaz, Geveze
  • Muyan: Sevap
  • O
  • Obuz: Engebeli arazi
  • Olut: Orta yaşlı, olgunluk evresini yaşayan insan
  • Ormak: Ot biçmek
  • Orulanmak: Aşırı övünüp böbürlenmek
  • Osayık: İhmalkar
  • Oksunmak: Pişmanlık duymak
  • Oksun: Pişman
  • Ozuk: Yarışta önde giden
  • Ö
  • Öçeşmek: İddaaya girmek
  • Ökünmek: Pişman olmak
  • Olsamak: Olmasını istemek
  • Ölütçü: Katil
  • Örgüç: Saçayağı
  • Ört: Alev
  • K
  • Kalgulamak: Suyun üstünde yüzmek
  • Kamu: Tümü
  • Kangı: Neşter
  • Kancık: Dişi
  • Kanda (Günümüzde Ege şivesinde Hana olarak kullanılmaktadır): Nerede
  • Kapaklık: Bakire
  • Kapış: Yağma
  • Kak: Kurutulmuş erik vb. meyveler
  • Kara Orun: Mezar
  • Karayağ: Petrol
  • Kart: Yaşlı
  • Karıtmak: Yaşlandırmak, ömründen çalmak
  • Katcak: Nehrin kollarının birleştiği yer
  • Kavık: Sidik torbası
  • Kav: Tutuşturucu madde
  • Kı veya Gı: Seslenme bildiren bir ilgeç Örnek: Beri gelin gı. (Günümüzde Ege şivesinde halen kullanılmaktadır.)
  • Kılınç: Kişinin yaradılıştan gelen bir özelliğini anlatmak için kullanılır. (Sözcüğün kökü kılmak, Allah tarafından kılınmış olan şey anlamında)
  • Kırpas: Saçının bir kısmı dökülüp, tepesi açılmış kimse
  • Kıv: Talih, şans
  • Kızgırmak: Bir adam bir ibret verici bir ceza verip onun bu işten ders almasını sağlamak
  • Kızgıt: Herkesin gözü önünde gerçekleştirilen ibret verici bir ceza
  • Köp: Keyif
  • Kopurgan: Madenci
  • Koşuk: Şiir
  • Kumuk: At gübresi
  • Kunçuy: Prenses
  • Kur: Düzey
  • Kurç: Sağlam
  • Kuruksak: Mide
  • Kutalmak: Bahtı dönmek
  • Kuyaş: Çok sıcak hava, çok parlak güneş ışığı
  • S
  • Sağ: Akıl, anlak (Sağduyu sözcüğü buradan geliyor olabilir)
  • Sağdıç: Sağdıç, dost
  • Sakrak: Kadeh
  • Sakızak: Giysiye bulaşan herhangi bir yapışkan madde
  • Sakızaklı: Üzerine yapışkan madde bulaşmış
  • Sarsal: Gelincik
  • Sasımak: Buruk bir koku yaymak
  • Sav: Her türlü hikaye, kıssa, söz, hatta hadis
  • Serker: Haydut, eşkiya
  • Sıyık: Dişlerin arasındaki boşluk
  • Sırça: Cam
  • Sızlak: Dişi sızlatacak kadar soğuk veya sıcak
  • Siğmek: İşemek
  • Somlum: Hiç Türkçe bilmeyen. Somlamak: Türkçe olmayan bir dil konuşmak
  • Söke: Dizlerinin üstünde oturma biçimi
  • Sökel: Hasta
  • Sökmen: Savaşçı
  • Sörçek: Akşam toplantısı, söyleşisi
  • Subı\Söbü: Uzun ve sivri olan herhangi bir şey. (Örnek: Yuvarlak görünmeyen kafaya söbü baş denir)
  • Subran: Çok uzun, en uzun şeyler için kullanılır. Örneğin, minareler için ama günümüzde gökdelenler için kullanılabilir.
  • Süçik: Şarap
  • Sürtük: Lezbiyen
  • T
  • Tadu: Fıtrat
  • Talkık: Sıradağların çakıştığı yer, işleri tıkayan bir sorun
  • Damaklık: Bir kişinin yiyeceği kadar bir sofra
  • Tamu: Cehennem
  • Tap: Yeterli
  • Tapça: Platform, üzerine basılan yükselti
  • Taplamak: Kabul etmek, Razı olmak
  • Tarımak: Tarlayı ekmek, işlemek
  • Tatganmak: Bir yemeği çok lezzetli bulmak
  • Tavılgı: Hünnap
  • Taylan: Zarif ve güzel, çehresi temiz, giysileri şık kimse. Genellikle gençler için kullanılır
  • Daz: Dazlak, kel
  • Teyin: Zaman
  • Değme: Tek başına kullanılmaz, herkes anlamındadır. Örneğin: Değme kişi herkes anlanıma gelir
  • Telmirmek: Bir şeyi arıyormuş gibi sağa sola bakınmak
  • Tenik: Hava
  • Tenitmek: Bir şeyi göğe doğru atmak
  • Tepizlik: Haset
  • Tepsetmek: Birisini başkasını kıskanmaya kışkırtmak
  • Terk: Acele Terklemek: Hızlandırmak
  • Terkin: Acil, çabuk
  • Tergi: Kurulu sofra
  • Tılak: Bahane
  • Tin: Ruh, nefis
  • Tonga: Kahraman
  • Tör: Evin başköşesi
  • Tuyun: Muhtar
  • Tumakı: Nezle
  • Turulak: İkamet edilen yer
  • Tutguç: Kahvaltı
  • Tutmaç: Adamı tok tutan, sıkı yiyecek
  • Tuyuk: Kilit gibi sımsıkı, cimri insan için de bu sözcük kullanılır.
  • Tüylek: Hayvanlarının tüylerinin döküldüğü mevsimi anlatmak için kullanılır. Ör: Tüylek mevsimi
  • Tümenbin: Milyon
  • Tünek: Hapishane
  • Tümrük: Tef
  • Tüşlük: Teneffüs
  • Tüzgürmek: Armağan vermek
  • Tüzün: Yumuşak huylu (halîm)
  • U
  • Uçmağ: Cennet
  • Uymak: Şakird, çırak
  • Udukluk: Cehalet
  • Ugan: Her şeye kadir anlamında, Allah için kullanılabilir örneğin
  • Uğur ola: Yolculuk için kullanılır, gidene denir.
  • Ulınç: Dolambaçlı, kıvrımlı
  • Umay: Plasenta
  • Ukuş: Akıl
  • Ukuşmak: Anlamak
  • Uruk: Tane, tohum
  • Urunç: Rüşvet
  • V
  • Vurunmak: Dövünecek kadar pişman olmak
  • Uşak: Küçük, Bebeklere de uşak denir (Türkçede belki ufak olarak kalmış olabilir)
  • Utru: Karşı karşıya olma durumu
  • Uvut: Haya, utanma
  • Uygur: Kendi kendine yetebilen, kendini idare edebilen
  • Ü
  • Üjük: Hece
  • Üleşmek: Paylaşmak
  • Ülgü: Tedbir, önlem
  • Ümük: Kafanın yumuşak yeri, bıngıldak
  • Ünlemek: Çağırmak
  • Üstermek: Karşı çıkmak
  • Üşkürmek: Hatırlamak
  • Ütmek: Yakmak (Bugün hala kelle ütmek sözü geçerlidir)
  •  
  • Yaçanmak: Bir işte başarısız olup mahcup olmak
  • Yağız: Koyu kahverengi, kızıl ile siyah arasındaki bir renk
  • Yağmurçıl: Yağmur alan yer
  • Yalalmak: Yapmadığı birşeyle suçlanmak
  • Yalvaç: Peygamber
  • Yalnık: İnsan
  • Yapçın: Zamk, yapıştırıcı
  • Yarmak: Para
  • Yasağaç:Hamur tahtası
  • Yaş: Taze
  • Yavlak: Kötü
  • Yahşı: İyi,güzel, hayırlı
  • Yazı: Açık arazi, ova
  • Yazık: Günah
  • Yazıklı: Günahkar
  • Yek: Şeytan
  • Yelpik: Cin çarpması
  • Yelvi: Büyü, sihir
  • Yemiş: Meyve
  • Yen: İnsan bedeni
  • Yepgil: Mor
  • Yerçi: Deneyimli rehber, gezilerde anlatım yapan kişi
  • Yerdeş: Hemşeri
  • Yezmek: Devriyeye çıkmak
  • Yezek: Devriye
  • Yezne: Enişte (Kız kardeşin kocası için sadece)
  • Yılkı: Dört ayaklı çiftlik hayvanlarının hepsine birden yılkı denir
  • Yıplamak: Kıl almak, epilasyon yapmak
  • Yıpılgı: Epilasyon
  • Irak: Uzak
  • Yırçı: Mezar
  • Yırçılık: Mezarlık
  • Yiçi: Terzi (Yi: Dikmek anlamına gelir)
  • Yitik: Kayıp
  • Yoğ: Ölünün ardından verilen yemek
  • Yonamak: Birini birine şikayet etmek, yaptığı bir kötülüğü anlatmak
  • Yozamak: Bir hayvanın o sene doğurmadığını anlatmak için kullanılır.
  • Yümek: Yıkamak
  • Yugruş: Vezir
  • Yula: Kandil (ışık saçan kandil anlamında)
  • Yuluk: Fidye
  • Yulun: Omurilik
  • Yunçık: Zor durum
  • Yükünç: Namaz
  • Allah’a yükünmek: Namaz kılmak (yükünmek: eğilmek,secde etmek gibi bir anlama gelir, kıpçak ağzında deyimleşmiş ve namaz kılmak anlamını almıştır.)
  • Yülgen: Berber, Kuaför (Tıraş eden kimse)
  • Yülmek: Tıraş etmek
  • Yürekli: Cesur
  •  
  • 📝 EKLER
  • -gil: Şu anki –gen eki örneğin, üçgenin öztürkçe karşılığı üçgildir.
  • -(g)ak: Araç-gereç yapma eki örneğin, ormak sözcüğünden or(g)ak türemiştir.
  • -kına: çok anlamında Örnek: Azkına: Çok az. Çokkına: Çok fazla
  • -yürü(mek): Türkçemizdeki –yor eki
  •  
    📝 Orhun Türkçesinden Derleme

    Ekinti: Saniye

  • Öküş: Çok
  • Kunlamak: İntikam Almak Kun: İntikam
  • Bediz: Resim
  • Emgek: Bela
  • Gölük: Araba (otomobil olarak kullanılabilir)
  • Uruğsıratmak: İmha etmek
  • Tayğun: Erkek evlat
  • Aymak: Hüküm sürmek
  • Yiş: Ağaçlı dağ
  • Yalma: Kaftan
  • Koryan: Kale gibi koruyucu bir yer, etrafın kapalı olduğu yer
  • Bünmek Tekme atmak
  • Anıtmak: Birşey yapmadan, bir işe yaramayacak biçimde boş boş bakmak
  • Urumak: Birleşmek
  • Korağ: Cenaze
  • Yıs: Ağaçlıklı Dağ
  • Ikıtmak: Barınacak yer vermek?
  • Seyi: Her
  • Siğit: Yas
  • Adınç: Harika, mükemmel
  • Adınçsamak: Çok etkilenmek, görkeminden şaşakalmak
  • Kür: Hile Kürlü: Hileli iş Kürlük: Hilebaz
  • Esi: Lady, zarif bayanlar için kullanılabilir
  • Ödüş(Öyüş?): Zaman
  • Başatmak: Komuta etmek
  • İçgermak: Kale gibi bir yeri fethetmek
  • Yabrımak: Bir kişinin kötü bir kişi olması, kişiliğinin kötüleşmesi
  • Anğu: Ceza
  • Taplamak: Kabul etmek
  • Tapı: Anlaşma
  • Yeme: Ve, Ayrıca, da gibi anlamları karşılar
  • Balbal: Heykel
  • Ötük: Rica
  • Tuk: Bariyer, Tuğar sözcüğü de zamanla duvara dönüşmüştür (Tu eyleminden türemişlerdir.)
  • Kulmak: Duymak (Aynısı Fincede kuule olarak duymak anlamına gelmektedir.)
  • Korugan: Kale
  • Bark: Bina
  • Bulgamak: Başkaldırmak, isyan etmek
  • Emgek: Bela, zarar
  • Iramak: Uzağa gitmek, uzaklaşmak
  • Bozgun: Fırtına
  • Yelme: Öncü kıta
  • Öküş: Çok
  • Geçginmek: Affetmek
  • Anıtmak: Tehdit etmek
  • Ülük: Kader
  • Yonşurmak: Bir toplulukta çıkan iç karışıklık sonucu o topluluğun kendi içinde ölümlü savaş çıkması
  • Yol: Kez (Bugün hala kullanılır halk dilinde)
  • Teğri: Bir yerin çevresinde,
  • Tüket: Tamamı (Örnek: Savımın tüketi işitilsin: Sözümün tamamı duyulsun.)
  • Kalısız: Tamamen (Geride kalan olmadan anlamında)
  • Erdinmek: Aşmak, sınırı geçmek, sayıca aşırı olmak
  • Haçan: Ne zaman (Günümüzde Karadeniz ağzında korunmuştur)
  • Uyu: Bir olayı takip eden bir olay için kullanılan “ve” sözcüğünü karşılar. Örnek: Eğer ben kalkmasaydım uyu(ve) seni görmeseydim. Kökü uymak eylemidir.
  • Ödükmek: Hatırlamak
  • Kopun/Hepin:Hep birlikte

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Eğitim, bilim ve teknolojiye adanmış bir platform.
Geliştirici: Lokman Baş